Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde uygulanan konservatif yöntemler, acil cerrahi gerektirmeyen tüm hastalarda uygulanabilir yöntemlerdir. İlaç tedavisi, yatak istirahati, fizyoterapi gibi birinci basamak tedavilerini kapsar. Ciddi olmayan bel fıtıklı hastaların bir bölümü konservatif tedaviyle iyileşmektedir.
Epidural enjeksiyon, nükleoplasti gibi risk oranı yok denecek kadar az ve uygun hastalarda çok etkili olan girişimsel ağrı tedavileri, konservatif yöntemlerle düzelmeyen hastalarda veya konservatif yöntemlerle birlikte uygulanmaktadır.
Unutulmamalıdır ki; acil cerrahi gerektirmeyen, ancak ciddi ve ağrılı hastalarda, sadece konservatif yöntemlerle yürütülen ameliyatsız bel fıtığı tedavisi oldukça uzun bir zaman almakta ve tedavinin başarı şansı da az olmaktadır. Bu da hastanın, uzun bir süre ağrı çekmesine ve iş kaybına neden olmaktadır. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde, girişimsel ağrı tedavilerinin, konservatif tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanması; tedavi sürecini oldukça kısaltmakta, konservatif yöntemlere olan uzun süreli ve yoğun ihtiyacı da en aza indirmektedir (daha az ilaç kullanımı, istirahat süresinin, dolayısıyla aktif yaşama geri dönme süresinin kısalması gibi). Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde kliniğimizde uyguladığımız iki ayrı girişimsel yöntem vardır. Birinci ve en sık olarak uyguladığımız yöntem lomber epidural enjeksiyon teknikleridir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Ameliyatsız bel fıtığı tedavileri, cerrahi kesi yapmadan fıtığın yarattığı basıyı ve ağrıyı ortadan kaldırmayı hedefleyen modern yaklaşımlardır. Bu yöntemler arasında; ilaç ve istirahat kombinasyonu, fizik tedavi uygulamaları, epidural steroid enjeksiyonları, transforaminal sinir blokajları, ozon tedavisi ve radyofrekans enerjisi ile fıtığın küçültüldüğü nükleoplasti işlemleri yer almaktadır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bu tedaviler genellikle “girişimsel ağrı tedavisi” kapsamında gerçekleştirilir. Ameliyathane koşullarında ancak hastaya herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan, sadece özel iğne uçlarıyla fıtık bölgesine girilerek yapılır. İşlemler sırasında “Skopi” adı verilen canlı röntgen cihazları kullanılır. Bu sayede ilacın veya radyofrekans enerjisinin tam olarak fıtığın olduğu noktaya ulaşması sağlanarak maksimum etki hedeflenir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Tıpta “hastalık yoktur, hasta vardır” prensibi gereği, en etkili yöntem hastanın fıtık tipine ve klinik durumuna göre değişir. Eğer ana şikayet bacağa vuran şiddetli sinir ağrısı ise ” Transforaminal Epidural Enjeksiyonlar” çok etkilidir. Eğer amaç fıtığın hacmini küçültmek ve geri çekilmesini sağlamaksa “Nükleoplasti veya Lazer” yöntemleri ön plana çıkar. En iyi sonuç, hastaya özel planlanan doğru yöntemle alınır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Evet, doğru hastada doğru teknikle uygulandığında sonuçlar kalıcıdır. Bu tedaviler fıtık bölgesindeki ödemi dağıtır ve fıtığın küçülme sürecini başlatır. Ancak tedavinin kalıcılığı, hastanın işlem sonrası yaşam tarzına da bağlıdır. Kilo kontrolü sağlayan ve bel kaslarını güçlendiren hastalarımızda başarı ömür boyu sürebilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bilimsel veriler ve klinik tecrübemiz, doğru teşhis konulmuş ve ameliyat sınırına henüz gelmemiş hastalarda bu yöntemlerin başarı oranının %80 ile %85 arasında olduğunu göstermektedir. Bu oran, hastanın ameliyat masasına yatmadan sağlığına kavuşması için oldukça yüksek ve tatmin edici bir seviyedir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Cerrahi operasyonlarla kıyaslandığında riskler son derece düşüktür. Genel anestezi gerektirmemesi, dikiş ve kesi olmaması enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyon risklerini minimize eder. Uzman ellerde ve steril koşullarda yapıldığında oldukça güvenli işlemlerdir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bu tedavilerin en büyük avantajı hızlı iyileşme sürecidir. Hastalarımız işlemden birkaç saat sonra yürüyerek eve gidebilirler. Masa başı işlerde çalışanlar genellikle 1-2 gün içinde, fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanlar ise 1 hafta içinde iş başı yapabilirler.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Kesinlikle evet. Hatta tedavinin başarısını korumak için spor bir zorunluluktur. İşlemden bir hafta sonra hafif tempolu yürüyüşlere, birinci aydan sonra ise yüzme, pilates ve bel kaslarını güçlendirici egzersizlere başlanmasını özellikle tavsiye ediyoruz.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Enjeksiyon bazlı tedavilerde (Epidural/Blokaj) ağrıda azalma genellikle ilk 5 gün içinde başlar. Tam etki 10 gün içinde görülür.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Evet, modern teknolojilerle bu mümkündür. Özellikle disk içi basıncı düşüren nükleoplasti gibi yöntemler, fıtıklaşan parçanın vakum etkisiyle ana diske doğru geri çekilmesini (regresyon) tetikleyebilir. Ayrıca vücudun savunma sistemi de ödemi azalan fıtık parçasını zamanla emerek küçültebilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bizim için öncelik daima hastanın klinik tablosu ve şikayetleridir. Bazen MR görüntüsünde çok büyük duran bir fıtık ameliyatsız yöntemle düzelebilirken, bazen çok küçük bir fıtık hastaya dayanılmaz acılar yaşatabilir. Bu nedenle tedaviyi sadece “filme” göre değil, “hastaya” göre planlıyoruz
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bu iki yöntem birbirinin alternatifi değil, destekleyicisidir. Girişimsel ağrı tedavileri (enjeksiyonlar, nükleoplasti vb.) ağrıyı hızla dindirir ve fıtığı geriletir. Fizik tedavi ise bu iyilik halinin kalıcı olması için kas yapısını güçlendirir. Çoğu hastamızda bu iki yöntemi kombine ederek en yüksek başarıyı elde ediyoruz.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Eğer hastada ilerleyici bir kas gücü kaybı (felç belirtisi) varsa, idrar ve dışkı kontrolü bozulmuşsa (Kauda Ekina Sendromu) veya uygulanan tüm ameliyatsız yöntemlere rağmen hastanın yaşam kalitesini bozan şiddetli ağrı 6 hafta boyunca geçmemişse, cerrahiye yönlenmek en doğru ve güvenli yoldur.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Omurga sağlığına dikkat edilmediği sürece her fıtık nüks edebilir. Ancak ameliyatsız tedaviler sonrasında fıtık bölgesinde “yapışıklık” (fibrozis) daha az olduğu için, eğer nüks gerçekleşirse tedavi süreci cerrahi nükslere göre çok daha kolay yönetilebilir.