Kanal daralması tedavisinden önce, kanal daralması nedir sorusunu cevaplayalım. Omurilik ve omurilikten çıkan sinirler, omurga kanalı adını verdiğimiz bir kanal içerisinde yer alır. Yaşa ve travmaya bağlı olarak, omurga kanalını çevreleyen faset eklemler ve diskler yıpranır ve sonrasında kireçlenme gelişir. Bu süreç yavaş yavaş omurga kanalını daraltmaya başlar. Bu durum omuriliğin ve sinirlerin kanal içinde sıkışmasına neden olur.
En büyük nedeni ilerleyen yaş olan kanal daralması, bedenen çalışan, ağır yük taşıyan genç hastalarda da görülebilmektedir. Hastalık yıllar içerisinde ilerleyerek seyreder. Hastaların genel şikayeti yürümekle başlayan bacaklarda güçsüzlük ve uyuşmadır. (Nörojenik Kladikasyo) Hastalar belirli bir mesafe yürüdükten sonra dinlenme ihtiyacı duyarlar.
İlerlemiş vakalarda, (yürüme mesafesinin 100 metrenin altına inmesi, idrar kaçırma) mutlaka cerrahi müdahale gerekir. Kanal daralması tedavisinde, ilerlememiş vakalarda, konservatif tedaviler ve girişimsel ağrı yöntemleri uygulanır. Hastalık ilerleme eğiliminde olduğundan, diğer tedavi yöntemleriyle, cerrahi müdahale arasındaki sınır çok iyi belirlenmelidir. Cerrahi gerektiren spinal stenozlu hastalarda, geciktirilmiş cerrahi, geri dönüşü imkansız sorunlara yol açabilir. (bacaklarda kalıcı kuvvetsizlik, idrar kaçırma)
KONSERVATİF TEDAVİLER
Henüz cerrahi gerektirmeyen hastalarda uygulanır. Kanal daralması tedavisinde uygulanan birinci basamak tedavileri kapsar.ilaç tedavisi, kilo verme, fizik tedavi, sağlıklı bir omurga için yapılması ve kaçınılması gereken davranışlar konusundaki hasta eğitimi gibi .
Girişimsel ağrı teknikleri, konservatif yöntemlerle düzelmeyen hastalarda veya konservatif yöntemlerle kombine olarak uygulanmaktadır. Omurga kanal daralması kronik bir süreçtir ve doğru olan tedavi yaklaşımı, tüm tedavilerin birlikte yürütülmesidir. Kliniğimizde, omurga kanal daralmasında girişimsel ağrı tedavisi olarak lomber epidural enjeksiyon tekniklerini uygulamaktayız. Bel kireçlenmesine (faset sendromu) bağlı ağrısı olan hastalara aynı seansta faset denervasyonu uygulanmaktadır. (bel kireçlenmesi tedavisi)
Cerrahi ekibimiz tarafından, son yıllarda dünyada popüler olmaya başlayan kapalı kanal daralması ameliyatı (mikrolomber laminektomi) yöntemi başarıyla uygulanmaktadır. Detaylı bilgi ve üç boyutlu animasyon videomuz için lütfen tıklayın.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Spinal stenoz veya halk arasındaki adıyla omurga kanal daralması, omuriliğin ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanalın, yaşlanma veya diğer faktörlerle daralması durumudur. Bu daralma neticesinde sinirler sıkışır ve bacaklara giden iletim bozulur. Genellikle bel bölgesinde (Lomber Stenoz) görülür ve hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtlayan kronik bir süreçtir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: En tipik belirti, “Nörojenik Klaudikasyo” dediğimiz, yürürken bacaklarda oluşan uyuşma, kramp ve yorgunluk hissidir. Hasta belirli bir mesafe yürüdükten sonra durup dinlenme ihtiyacı duyar. Ayrıca bel ve kalça ağrısı, bacaklarda yanma, ilerlemiş vakalarda ise idrar/dışkı kontrol bozukluğu ve bacaklarda kalıcı güç kaybı görülür.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: En yaygın neden yaşlanmaya bağlı dejenerasyondur. Omurlar arasındaki disklerin su kaybedip çökmesi, eklemlerin kireçlenerek kalınlaşması ve omurga içindeki bağların (ligamentum flavum) esnekliğini kaybedip kalınlaşarak kanalı daraltması sonucu oluşur. Nadiren doğuştan dar kanal yapısı veya geçirilmiş travmalar da bu duruma yol açabilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Tedavi edilmeyen kanal daralması maalesef kendiliğinden iyileşen bir süreç değildir; tam tersine ilerleyicidir. Zamanla hastanın yürüme mesafesi birkaç metreye kadar düşebilir. Sinirlerin kronik baskı altında kalması bacak kaslarında erimeye, kalıcı uyuşukluğa ve yatağa bağımlı hale gelmeye neden olabilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Tedavi, hastalığın evresine göre planlanır. Başlangıç seviyesinde ilaç, istirahat ve fizik tedavi uygulanır. Orta seviyeli daralmalarda epidural enjeksiyonlar ve sinir blokajları ile sinir çevresi rahatlatılır. Ancak ileri dereceli daralmalarda ve nörolojik kayıp varlığında cerrahi müdahale (dekompresyon) kesin çözümdür.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Tanı süreci hastanın yürüme mesafesini sorgulayan detaylı bir hikaye ve muayene ile başlar. Kesin teşhis için Bel MR’ı altın standarttır; kanalın çapı milimetrik olarak ölçülür. Kemik yapıdaki kireçlenmeleri daha net görmek için Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve sinirlerin iletim durumunu kontrol etmek için EMG testi de tanıya yardımcı olur.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Ameliyatsız yöntemler, özellikle “hafif ve orta” dereceli daralmalarda oldukça etkilidir. Epidural enjeksiyonlar sinir köklerindeki yangıyı azaltarak hastanın ağrısını dindirir ve yürüme mesafesini belirgin ölçüde artırabilir. Ancak kanal kemik ve bağ dokusuyla tamamen kapanmışsa, bu yöntemler sadece geçici bir rahatlama sağlar; kalıcı çözüm cerrahidir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Eğer hastanın yürüme mesafesi 100-200 metrenin altına düşmüşse, bacaklarda belirgin güç kaybı başlamışsa ve uygulanan enjeksiyon tedavilerinden sonuç alınamıyorsa cerrahi müdahale zamanı gelmiş demektir. Karar verilirken MR görüntüsünden ziyade hastanın günlük yaşamındaki kısıtlanma miktarı dikkate alınır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Her kanal daralması ameliyatında vida takılması şart değildir. Vida tedavisi; omurgada kayma (spondilolistezis), eğrilik (skolyoz) veya cerrahi sırasında kanalın rahatlatılması için çok fazla kemik dokusu çıkarılması gereken durumlarda omurganın dengesini korumak amacıyla uygulanır. Stabil bir omurgada sadece kanalı genişletmek (dekompresyon) yeterli olabilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Modern mikrocerrahi teknikleri ve nöromonitörizasyon cihazları sayesinde riskler oldukça minimize edilmiştir. Ancak her cerrahide olduğu gibi enfeksiyon, kanama veya nadiren dura (omurilik zarı) yırtılması görülebilir. Deneyimli bir cerrah ve uygun teknikle bu riskler başarıyla yönetilir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bunun sebebi “Nörojenik Topallama”dır. Siz yürüdükçe bacaklarınızdaki sinirler daha fazla kanlanma ve oksijene ihtiyaç duyar. Ancak daralmış kanal bu ihtiyaca izin vermez; sinirler sıkışır ve bacaklarınızda bir “tıkanıklık” hissi oluşur. Öne eğilerek durmak veya oturmak kanalın çapını geçici olarak genişlettiği için sizi rahatlatır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Bel fıtığı genellikle aniden başlar ve yumuşak disk dokusunun siniri ezmesidir; her yaşta görülebilir. Kanal daralması ise genellikle 50 yaş üzerinde görülen, kemik ve bağ dokusunun kalınlaşmasıyla oluşan, yıllara yayılan kronik bir süreçtir. Fıtık istirahatte de ağrı yapabilirken, kanal daralması ağrısı tipik olarak yürümekle artar.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Evet, kesinlikle yapar. Sinirlerin kronik olarak baskı altında kalması bacaklarda, kalçalarda ve ayak tabanlarında yanma, keçeleşme veya “elektrik çarpması” gibi hislere yol açar. Bu durum sinir hasarının başladığının bir işaretidir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Her kanal daralması hastası ameliyat olmak zorunda değildir. Eğer şikayetleriniz yaşam kalitenizi çok bozmuyorsa ve nörolojik bir kaybınız yoksa; kilo kontrolü, egzersiz ve periyodik enjeksiyon tedavileriyle hayatınızı sürdürebilirsiniz. Cerrahi, “yolun sonuna gelindiğinde” ve yaşam çekilmez olduğunda bir kurtarıcıdır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Epidural enjeksiyon, ameliyat öncesindeki en güçlü silahtır. Kanal daralması olan hastaların büyük bir kısmında sinir çevresindeki baskıyı ve ödemi hafifleterek aylarca, bazen yıllarca süren rahatlama sağlayabilir. Tamamen iyileştirmese bile ameliyatı geciktirme veya yaşam kalitesini artırma konusunda çok başarılı bir yöntemdir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Kanal daralması genellikle yavaş ilerleyen bir süreç olduğu için ani felç riski bel fıtığına göre daha düşüktür. Ancak ihmal edilen ve bacaklardaki güç kaybı ciddiye alınmayan vakalarda, sinir iletimi tamamen kopabilir ve geri dönüşümsüz yürüme bozuklukları oluşabilir. Erken teşhis ve doğru takip felç riskini tamamen ortadan kaldırır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Nükleoplasti daha çok “bel fıtığı” odaklı bir tedavidir. Kanal daralmasında temel sorun disk dokusu değil, kemik ve bağ dokusu kalınlaşmasıdır. Bu nedenle, eşlik eden büyük bir fıtık yoksa nükleoplasti kanal daralması tedavisinde ilk tercih değildir. Bu vakalarda epidural enjeksiyonlar çok daha üstün başarı sağlar.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Modern tıpta “kapalı” olarak adlandırılan yöntem, aslında mikrocerrahi tekniğidir. Bu işlemde, bel bölgesinden yaklaşık 2-2.5 cm’lik çok küçük bir kesi ile girilir. Yüksek çözünürlüklü ameliyat mikroskobu kullanılarak, sinirleri sıkıştıran kalınlaşmış bağ dokuları (ligamentum flavum) ve kemik çıkıntıları milimetrik olarak temizlenir. Omurganın doğal destek yapılarına zarar verilmediği için kanama minimumdur ve iyileşme süreci çok hızlıdır.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: En yaygın ve güvenilir yöntem “Mikrocerrahi ile Dekompresyon”dur. Bunun yanı sıra, uygun vakalarda tam kapalı (endoskopik) yöntemler de tercih edilebilir. Temel amaç, omurganın stabilitesini (sağlamlığını) bozmadan, sinirlerin geçtiği kanalı en az hasarla genişletmektir. Klasik açık ameliyatların aksine, bu yöntemlerde büyük kas kesileri ve geniş kemik alımları yapılmaz.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Doğru hasta seçimi ve titiz bir mikrocerrahi planlaması ile kanal daralması ameliyatlarında başarı oranı %90’ın üzerindedir. Hastalarımızın çoğu, ameliyat öncesi yaşadıkları “yürüyememe” ve “bacaklarda ağırlaşma” şikayetlerinden kurtularak, yürüme mesafelerinin dramatik şekilde arttığını ifade etmektedirler.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Gelişmiş mikroskop teknolojisi ve “Nöromonitörizasyon” adı verilen, işlem sırasında sinir fonksiyonlarını anlık takip eden cihazlar sayesinde sinir hasarı riski %1’in altına inmiştir. Cerrahın tecrübesi ve bu teknolojilerin birleşimi, operasyonu son derece güvenli bir hale getirmektedir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Kapalı/mikrocerrahi yöntemin en büyük avantajı hastayı hızla mobilize etmesidir. Hastalarımız genellikle ameliyattan 4-6 saat sonra, anestezi etkisi geçer geçmez hemşire ve fizyoterapist eşliğinde ayağa kalkıp koridorda yürüyebilmektedirler. Hastanede kalış süresi ise genellikle sadece bir gecedir.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Yürürken oluşan bacak ağrısı ve kramplar genellikle ameliyatın hemen ertesi günü ortadan kalkar. Ancak uzun süreli baskı nedeniyle oluşan uyuşukluk ve karıncalanma hissinin tamamen geçmesi, sinirin kendini yenileme hızına bağlı olarak birkaç haftayı veya ayı bulabilir. Sinir üzerindeki baskı kalktığı an “iyileşme saati” çalışmaya başlar.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: İlk 4-6 haftalık “doku kaynama” sürecinde ani eğilme, bükülme ve ağır kaldırma hareketlerinden kaçınılmalıdır. Ancak dizleri bükerek çömelmek veya doktorun gösterdiği şekilde hareket etmek mümkündür. Birinci aydan sonra, bel kasları güçlendikçe hasta normal günlük hareket kabiliyetine tamamen kavuşur.
Op. Dr. M. Levent Deniz’in Yanıtı: Masa başı ve zihinsel ağırlıklı işlerde çalışan hastalarımız genellikle 10-15 gün içinde iş başı yapabilirler. Daha aktif veya fiziksel güç gerektiren iş kollarında ise bu süre 4 ila 6 haftaya kadar uzayabilir. Erken dönemde yapılan hafif yürüyüşler işe dönüş sürecini hızlandırır.